Farzda riya olur mu ?

Kerem

New member
Sosyal psikoloji açısından bakıldığında, insanların davranışları yalnızca bireysel tercihlerinden değil, içinde bulundukları grupların beklentilerinden de etkilenebilir. Ailede, arkadaş çevresinde veya iş yerinde kabul görmek istemek insani bir ihtiyaçtır. Ancak kabul görme ihtiyacı kişinin ibadetlerini başkalarının değerlendirmesine bağımlı hâle getiriyorsa içsel bir çatışma ortaya çıkabilir.

Bu nedenle aile içinde veya arkadaş ortamında birinin ibadetini sorgularken onu hemen gösteriş yapmakla suçlamak yerine, davranışın nedenini anlamaya çalışmak daha yapıcıdır.

Bir başka önemli mesele de dinî davranışlar üzerinden insanları utandırmaktır. Bir kişiye herkesin içinde "Sen bunu gösteriş için yapıyorsun" demek, onun niyetini bildiğimiz anlamına gelmez. Üstelik böyle bir itham, kişiyi ibadetten uzaklaştırabilecek bir sosyal baskıya dönüşebilir.

İnsanların samimiyetini değerlendirmek yerine kendi davranışlarımızı ve niyetimizi gözden geçirmek, tartışmayı daha anlamlı bir noktaya taşır.

9. Riya Korkusuyla Farz İbadetleri Terk Etmek Doğru mu?

Bu konuda özellikle dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, riya korkusunun insanı ibadetten uzaklaştırmasıdır.

Örneğin bir kişi, iş arkadaşları kendisini namaz kılarken görecek diye mescide gitmekten vazgeçebilir. Bir başkası, ailesinin kendisini takdir edeceğini düşünerek yaptığı iyiliklerden rahatsızlık duyabilir. Bir diğeri ise namaz sırasında aklına insanların ne düşündüğü geldiği için ibadetinin geçersiz olduğunu sanabilir.

Bu tür durumlarda iki aşırı uçtan kaçınmak gerekir. İlk uç, insanların beğenisini kazanmayı ibadetin merkezine yerleştirmektir. İkinci uç ise riya ihtimalinden korkarak ibadeti veya hayırlı bir davranışı tamamen bırakmaktır.

Kuşeyrî'nin er-Risâle adlı eserinde aktarılan Fudayl b. İyâz'ın sözü bu açıdan dikkat çekicidir: İnsanların kınamasından korkarak bir ameli terk etmek de riya tehlikesi taşıyabilir; sırf insanlara gösteriş için yapmak ise farklı bir sakıncadır. Bu iki durumdan kurtulmanın yolu ihlastır.

Bu yaklaşım, insanın her düşüncesini kontrol etmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, fark ettiği niyet sorununu düzeltmeye çalışması ve doğru bir davranışı sırf başkalarının ne düşüneceği kaygısıyla bırakmamasıdır.

Pratik olarak şu adımlar yardımcı olabilir:

- İbadete başlamadan önce ne için yaptığını kısaca kendine hatırlatmak.

- Başkalarının övgüsünü almak için ibadetin biçimini gereksiz yere değiştirmemek.

- İmkân bulunduğunda bazı gönüllü iyilikleri kimseye duyurmadan yapmak.

- İnsanların yanında ibadet etmek zorunda kalındığında sırf görülme ihtimali nedeniyle bundan kaçınmamak.

- İbadet sırasında istemeden ortaya çıkan düşüncelerle bilinçli biçimde benimsenen niyetleri birbirinden ayırmak.

Eğer kişi sürekli olarak niyetinden şüphe ediyor, ibadetini tekrar tekrar yapmak zorunda hissediyor veya bu kaygı günlük hayatını belirgin biçimde etkiliyorsa güvenilir bir din görevlisiyle görüşmesi faydalı olabilir. Kaygı yoğun ve süreklilik gösteriyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak da düşünülebilir. Bu öneri, dinî sorunu psikolojik bir hastalık olarak nitelendirmek için değil, kişinin gereksiz ve yıpratıcı şüphelerle başa çıkmasına yardımcı olmak içindir.

10. Farz İbadetlerde İhlası Korumak İçin Nasıl Bir Yol İzlenebilir?

İhlas, kişinin ibadetini Allah'ın rızasını gözeterek yerine getirmeye çalışmasıdır. Bu, insanın hiçbir zaman beğenilme arzusu hissetmemesi veya hiçbir zaman niyetini sorgulamaması gerektiği anlamına gelmez. İnsan zaman zaman kendisini başkalarıyla kıyaslayabilir, takdir edilmek isteyebilir veya çevresinin düşüncelerinden etkilenebilir.

Burada önemli olan, bu duygular ortaya çıktığında kişinin onlara nasıl karşılık verdiğidir.

Örneğin, camide namaz kılan birinin daha güzel okumaya çalışması tek başına olumsuz değildir. Fakat bu çaba yalnızca insanların övgüsünü kazanmak için ortaya çıkıyorsa niyetini gözden geçirmesi gerekir. Aynı şekilde bir hayır faaliyetini duyurmak, insanları yardıma teşvik etmek için yararlı olabilir; ancak ihtiyaç sahiplerini bir itibar aracına dönüştürmek ahlaki bir sorun oluşturur.

Bu konuyu davranış bilimleri açısından değerlendirdiğimizde, niyetin yalnızca bir kez belirlenip sonsuza kadar değişmeden kaldığını varsaymanın gerçekçi olmadığı görülür. İnsan bir davranışa samimi bir amaçla başlayabilir, daha sonra başkalarının takdirinden etkilenebilir. Böyle bir durumda yapılabilecek şey, kendi niyetini fark etmek ve davranışın amacını yeniden düzenlemektir.

Bununla birlikte, her davranışın arkasındaki niyeti sürekli analiz etmek de sağlıklı bir yaklaşım değildir. İhlas arayışı, insanın kendi içine kapanmasına veya başkalarının her hareketinden kuşkulanmasına yol açmamalıdır.

Daha dengeli bir yol izlemek için kişi şu soruları kendisine yöneltebilir:

- Kimse beni görmeyecek olsaydı bu ibadeti yine yapmak ister miydim?

- Başkaları beni takdir etmediğinde ibadetimi veya iyiliğimi sürdürür müydüm?

- İnsanların hakkımda ne düşündüğünü mü, yoksa üzerime düşen sorumluluğu mu daha fazla önemsiyorum?

- Davranışımın başkalarına gerçek bir faydası var mı, yoksa yalnızca benim hakkımda bir izlenim mi oluşturuyor?

Bu sorular kesin bir dinî hüküm verme aracı değildir. Kişinin kendi davranışlarını daha bilinçli değerlendirmesine yardımcı olabilecek düşünme yollarıdır.

Sonuç: Farzda Riya Olur mu?

Evet, farz ibadetlerde de riya olabilir. Bir ibadetin farz olması, onu gösteriş amacıyla yapmanın sakıncasını ortadan kaldırmaz. İbadetin fıkhî geçerliliği ile ihlas ve sevap meselesi ise birbirinden ayrılarak ele alınmalıdır.

Kur'an-ı Kerim'deki Mâûn suresi, amellerin niyetlerle ilişkisini vurgulayan hadisler ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nin riya konusundaki açıklamaları, gösterişin dinî ve ahlaki açıdan neden önem taşıdığını ortaya koyar. Bununla birlikte, bir kişinin ibadetinin başkaları tarafından görülmesi veya ibadet sırasında aklına beğenilme düşüncesinin gelmesi, tek başına onun riyakâr olduğunu kanıtlamaz.

Bana göre konunun en önemli sonucu şudur: İhlas, başkalarının samimiyetini sürekli ölçmeye çalışmakla değil, kişinin kendi niyetini dürüstçe değerlendirmesiyle güçlenir. Farz ibadetler insanların takdirini kazanmak için bir araca dönüşmemeli; fakat riya korkusu da insanı ibadetten uzaklaştırmamalıdır.

Forumda sizin görüşünüzü de merak ediyorum:

1. Bir insanın camide veya cemaat içinde daha dikkatli namaz kılması hangi noktada riya tehlikesine dönüşür?

2. Sosyal medyada namaz, oruç veya hayır faaliyetleri hakkında paylaşım yapmak sizce hangi durumlarda yararlı, hangi durumlarda sakıncalıdır?

3. Riya korkusuyla bazı ibadetlerini başkalarının yanında yapmaktan çekinen birine nasıl yaklaşmak gerekir?

4. Sizce günümüzde insanların dinî davranışlarında aile ve arkadaş çevresinin beklentileri mi, yoksa sosyal medyada beğenilme arzusu mu daha belirleyici?

Kendi deneyimlerinizi ve düşüncelerinizi paylaşırken başkalarının niyetleri hakkında kesin hükümler vermeden, konuyu karşılıklı anlayış çerçevesinde tartışabiliriz.

Kaynakça

1. TDV İslâm Ansiklopedisi. Mustafa Çağrıcı, "Riya", 2008. https://islamansiklopedisi.org.tr/riya

2. Kur'an-ı Kerim. Mâûn suresi, 107/4-7. Ayetlerin anlamı: https://quran.com/maun/4-6

3. Sahih Müslim. 1907a, Kitâbü'l-İmâre; amellerin niyetlere bağlılığı. https://beta.sunnah.com/muslim/33/222

4. Sahih Müslim. 2986, Kitâbü'z-Zühd ve'r-Rekâik; gösterişin yasaklanması. https://sunnah.com/muslim/55/59

5. Diyanet İşleri Başkanlığı. Hadislerle İslam, 3. cilt, s. 597. https://hadislerleislam.diyanet.gov.tr/sayfa.php?CILT=3&SAYFA=597

6. Diyanet İşleri Başkanlığı. "Ramazan Yaklaşırken"; oruç ve ihlas hakkında açıklama. https://fetva.diyanet.gov.tr/tr/duyuru/ramazan-yaklasirken/019c423f-4672-776b-a13e-3ddf62d3f7c9

Not: Yazıda gerçek hayattan örnekler olarak sunulan gündelik durumlar, kişilerin kimliklerine veya doğrulanmış vaka kayıtlarına dayanan haberler değil, konuyu açıklamak için oluşturulmuş temsili senaryolardır. Toplumsal yaygınlığa ilişkin doğrulanmış bir istatistik bulunmadığından, varsayımsal rakamlar yalnızca veri yorumlama yöntemini açıklamak için kullanılmıştır.
 
Üst